Defteri kalemi usulca masaya bırakın, yola çıkıyoruz

 Kayak hem öğretir hem eğlendirir

Eğer ilginiz varsa; yarı yıl tatili için akla gelen eğlenceli ve faydalı faaliyetlerin başında kayak sporu geliyor. Gündüz çocuğunuzla birlikte kayarak ya da ders alarak vakit geçirirken akşamları eğitmenlerin ve kayak okullarının gösterilerini izleyebilir, otellerin düzenlediği eğlencelere katılabilirsiniz. Uludağ’daki Grand Yazıcı hem aile odaları hem de çocuk oyun odası ve çocuk havuzu olması sebebiyle ailelerin en çok tercih ettiği otellerden biri. Uludağ’a çıkmadan önce Bursa’da 1867’den beri hizmet veren İskender Kebapçısı’nda kendinize bir ziyafet çekmeyi de unutmayın. Bizim de ailece sevdiğimiz bir başka kayak merkezi Kartalkaya, Bolu. Aile odalarına alternatif güzel bir çatı dubleksi de olan Kartalkaya Golden Key sıcak ve konforlu bir otel. Kartal ve Dorukkaya pistlerine servis hizmeti de olan otelin ev ortamını aratmayan lobisindeki şömine başında çocuğunuzla birlikte kitap okuyabilir, kutu oyunları oynayabilirsiniz. Bolu’ya gelmişken Yedigöller’i de görülecek yerler listenize ekleyin. Ailede kayak yapan kimse yoksa karda yürüyüş harika bir seçenek. Kardan adam yaparak da eğlenceli zaman geçireceğiniz garanti. Tabii bunun için bavulunuza eski bir atkı, birkaç tane düğme ve bir tane de havuç koymayı unutmayın!

Defteri kalemi usulca masaya bırakın, yola çıkıyoruz

Peri bacaları arasında saklambaç

class=’cf’>

Kapadokya her mevsim ayrı güzellikte ama karla kaplı peri bacalarını görmek çok başka. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göreme Açık Hava Müzesi’ni ziyaret edip peri bacalarının içlerini gezebilir, bölgenin en yüksek noktası olan Uçhisar Kalesi’nde fotoğraf çektirdikten sonra Güvercinlik Vadisi’nde yürüyüş yapabilirsiniz. Nevşehir’e 18 kilometre uzaklıkta Kızılırmak Nehri tarafından ikiye bölünmüş Avanos’u da listenize ekleyin. Avanos’taki çömlek atölyelerinde Kızılırmak’ın yatağından elde edilen kırmızı toprakla kendi el yapımı kasenizi ya da vazonuzu hazırlayabilirsiniz. Çömlekçi çarkına oturmak çocukların da çok hoşuna gidiyor, kesin bilgi. Yolunuzu bölgenin en ünlü ve hakkında efsaneler olan ‘Üç Güzeller’in de bulunduğu Ürgüp’e düşürmeyi de unutmayın. Kapadokya’ya gelmişken mağara otellerden birinde kalmanızı öneririm. UNESCO tarafından desteklenen ödüllü mağara oteli Kayakapı Premium Caves’in otantik döşenmiş odalarının bazılarında çocuklarınızla eğlenebileceğiniz havuz bile var. Eğer peri bacalarını ve şahane Kapadokya manzarasını tepeden görmek için çocuklarla balona binmeye cesaret edemiyorsanız, sabah kahvaltısında balonları seyredebileceğiniz Azure Cave Suites’i ya da Rox Cappadocia da seçenekler arasında.

Defteri kalemi usulca masaya bırakın, yola çıkıyoruz

İzmir’deki müzeleri keşfedin

class=’cf’>

İzmir sadece baharda ya da yazın değil, kış aylarında da oldukça güzel ve yapılabilecek pek çok şey var. Swissotel Büyük Efes, İzmir’de en beğendiğim çocuk dostu otellerin başında geliyor. Önce klasikleri tamamlayın; Kordon’da ailece kısa bir yürüyüş sonrası Deniz Restoran’da balık yiyin. Alsancak’taki Reyhan Pastanesi’nde mutlaka tatlı molası verin. Canınız pizza yemek isterse Pizzeria Venedik’e rezervasyon yaptırın. Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi çocuğunuzun ilgisini çekmekle kalmayıp sizi de çocukluğunuza götürecek. Eğer hava güneşliyse; Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak yapımı 30 adet buharlı lokomotifin sergilendiği Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi’ne gidebilirsiniz. Türkiye’nin en büyük otomobil müzesi olan ve otomobillerin 100 yıllık hikâyesini anlatan Key Museum da özellikle araba meraklısı çocukların bayılacağı bir müze. Şirince’deki Stone House By İpek tatil boyunca çocuklar için konaklamalı ve günü birlik katılımlı kamplar düzenliyor. Doğadan toplanan malzemelerin kullanıldığı sanat atölyeleri, tavukların altından yumurtaları toplayıp ineklerden süt sağma ve masal saatleriyle dolu dolu bir aktivite programı var.

Defteri kalemi usulca masaya bırakın, yola çıkıyoruz

Gaziantep mutfağını es geçmeyin

class=’cf’>

Zeugma Müzesi’ne gittiğinizde önce salonda müzenin tarihini üç boyutlu olarak izleyebilirsiniz. Bu kısa film çocuklar için hem eğlenceli hem de müzeyi ve hikayesini öğrenmek için kolaylık sağlıyor. Müzenin tanıtımında da kullanılan ve artık dünyaca tanınan bir sembol haline gelen Çingene Kız isimli mozaiği mutlaka görün. Çocukların mozaikleri tanıması için hazırlanmış bulmacalı oyun alanlarını mutlaka deneyimleyin. Peki Gaziantep’in gastronomi dalında UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler” listesine girmiş olduğunu biliyor muydunuz? Gaziantep mutfağını yakından tanımak için Emine Göğüş Mutfak Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Yemek fotoğrafları, eski mutfak eşyaları ve yerel kıyafetli mankenlerle dekore edilmiş müze hem şehrin hem de geleneksel yemeklerin tarihçesini anlatıyor. Şehrin en eski mahallelerinden biri olan Bey Mahallesi’nde 1700’lü yıllardan günümüze en eski oyuncakların sergilendiği Oyun ve Oyuncak Müzesi 600’e yakın oyuncağa ev sahipliği yapıyor.

Eskişehir’de Odun Pazarı Modern Müze’yi ziyaret edin

Kapılarını geçen yıl sonunda açan Eskişehir Odun Pazarı’ndaki Odun Pazarı Modern Müze (OMM) bu tatilde bizim de görülecek yerler listemizin başında geliyor. İçinde masal şatosunun da bulunduğu Eskişehir Bilim Sanat ve Kültür Parkı Sazova’da çocuklarla dolu dolu bir tam gün geçirebilirsiniz. Eti Su Altı Dünyası ile Sabancı Uzay Evi en son gittiğimizde bizim favori adreslerimiz arasına girmişti. Hava güzelse, çocuklar bahçedeki korsan gemisinde saatlerce oynuyor. Cam Sanatları Müzesi dışında Odun Pazarı’ndaki Cam Sanatları Merkezi de oldukça ilgi çekici. Burada camdan bir biblonun ya da vazonun farklı tekniklerle nasıl yapıldığını canlı olarak izleyebiliyorsunuz. Porsuk Çayı’nda botla bir gezinti yapabilir, çay üstündeki köprüleri geçerek buradaki kafelerde meşhur çiğ böreğin tadına bakabilirsiniz.

İstanbul’un yeni ve çocuk dostu mekanlarını keşfedin

* İstanbul’da geçtiğimiz günlerde iki yeni çocuk kitapçısı açıldı. Bir tanesi çocuk kitabı yazarı Görkem Kantar Aksoy’un açtığı Etiler’deki Okutopya, diğeri ise Bağdat Caddesi’ne yeni şubesini açan Tırtıl Kids. İstanbul’un kalabalığının azalmasını fırsat bilerek tatilde her iki kitapçıyı da ziyaret etmeyi planlıyoruz. 1 Şubat saat 14.00’te Tırtıl Kids Bağdat Caddesi Şubesi’nde benim de 4 yaş ve üzeri çocuklar için ücretsiz, interaktif bir okuma etkinliğim olacak. Ajandanıza lütfen şimdiden yazın!

* Dolapdere’deki yeni binasında Arter sadece bir çağdaş sanat müzesi olmaktan çok daha fazlasını sunuyor. İki müze eğitimcisi tarafından kurulan atölyepikolo; ekoloji, resim, heykel, tasarım, bilim, çocuk yogası, jonglörlük ve mimarlık gibi farklı disiplinlerde çocuklara, ailelere ve gençlere yönelik atölyeler düzenliyor. 25 Ocak’taki “Bugün Nasılsın” isimli atölye 4-6 yaş çocuklar ve ebeveynleri için.

Defteri kalemi usulca masaya bırakın, yola çıkıyoruz

* İllüzyon Müzesi farklı duyulara hitap eden hem eğlenceli hem de eğitici bir dünyanın kapısını açıyor. Biz bu müzede oğlumla birkaç saati çok keyif alarak geçirdik. Çocuklar her bir bölümde interaktif olarak etkinliklere katılıyor ve kendi deneyimlerini yaşama fırsatı buluyorlar. Fakat kendi adıma Vortex Tüneli’nde yürürken çok zorlandığımı söylemeliyim. Tepetaklak oda ise çok eğlenceli, burada fotoğraf çektirmeyi sakın unutmayın. Müze sonrasında Pera Palace Oteli’nin tarihi pastanesinde ufak bir tatlı molası da verebilirsiniz.

* Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde tatil boyunca çocuklar için pek çok tiyatro oyunu sahnelenecek. ‘Hayal Çalan Cadı’, ‘Lunapark Gezegeni’ ve ‘Karton Şehir’ oğlumun en beğendikleri. Denizbank Çocuk Operası ‘Papagenonlar’ ile ‘Alice Müzikali’ de tatilde sahne alacak. Eğer çocuğunuz bir Harry Potter tutkunuysa ‘Zümrüdüanka Yoldaşlığı’ filmini konser eşliğinde izleyebilirsiniz.

Yurtdışının gurme kayak merkezleri

Dağda Michelin deneyimi
COURCHEVEL – FRANSA

Courchevel, kayak tatilinde Avrupa’yı tercih edip “Hem upuzun pistlerde tatlı tatlı kayayım hem de akşamları şık mekânlarda sosyalleşeyim, gözüm gönlüm açılsın” diyen Türklerin yıllardır bir numarası. İster yemek ister kahve içmek için kasabanın en lüks oteli Cheval Blanc’a uğrayın. Dağda Michelin deneyimi yaşamak isterseniz istikametiniz ünlü şef Yannick Alleno’nun iki yıldızlı Le 1947’si olmalı. Saulire liftinin üstünde bulabileceğiniz Les Verdons tipik bir self servis mekânı gibi görünebilir ama mutfak, beklentilerinizin ötesinde çıkacak. Tartiflette’ini ya da yanında şarküteri tabağı ve çıtır çıtır salatasıyla yoğun fondüsünü deneyin. Verdons pisti tarafındaysa Le Chalet de Pierres açık ahşap kirişleri, taş duvarları ve kocaman şöminesiyle geleneksel bir 19’uncu yüzyıl yapısı. Peynirli tartı nefis. Kasabanın merkezindeki krepçide Grand Marnier ile hazırlanmış incecik kreplerden yemeyi ihmal etmeyin.

Beaufort peynirli ravioli
VAL D’ISERE – FRANSA

Val d’Isère ve komşu bölge Tignes ile bağlantılı olan kayak bölgesinde pist uzunluğu 300 kilometreyi aşıyor. Fornet teleferiğinden inip mavi renkli Mangard pistinin ortasına kadar kayarak L’Edelweiss restoranına ulaşabilirsiniz. Yumuşak Beaufort peynirli Ravioles du Royans gibi yemekler, pistlerde geçen keyifli ama yorucu bir sabahın ardından harika gelecek. Bunun dışında aynı adlı zirvenin hemen altında, dört farklı liftin kavuştuğu yerde bulunan Restaurant d’Altitude le Bellevarde klasik dağ yemekleri servis ediyor.

Yurtdışının gurme kayak merkezleri

class=’cf’>

100 yıllık aile işletmesi Chez Verony
ZERMATT – İSVİÇRE

Masalsı şirin kasabası ve 200 kilometreden uzun pistlere erişim sağlayan modern lift sistemi sayesinde dünyanın en iyi kayak merkezlerinden biri olarak anılan Zermatt aynı zamanda tatbilir kayakçıları da memnun edecek seçeneklere sahip. Furi köyündeki Aroleid Kollektiv kısa süre önce genç Çek ekspat Marian Podola tarafından yeniden açıldı. Mönü düzenli olarak değişiyor ama salsa verde soslu sığır yanağı ve mısırla beslenmiş tavuk gibi favori lezzetlerini her zaman tadabilirsiniz. Dağın diğer tarafındaysa 100 yılı aşkındır aynı aile tarafından işletilen lokal esintili Chez Vrony var. Sadece Alpin çayırlarında yetişmiş hayvanların lezzetli etleri için bile gidilir.

Yurtdışının gurme kayak merkezleri

Biraz kayak çokça karbonhidrat
ALTA BADIA – İTALYA

İtalya’da kayak demek bolca karbonhidrat ve şarküteri anlamına geliyor. 130 kilometre uzunluğunda pistlere sahip Alta Badia’da, Rifugio La Cruse doğru adres. ‘Turtres’ (içi ıspanak ve sauerkraut’la dolu hamur kızartması), ‘cajinci’ (ıspanakla doldurulmuş ravioli) ve ‘kaiserschmarrn’ (erikli reçelle servis edilen pancake’li bir tatlı) gibi lokal klasikleri denemek için en iyi yerlerden biri. Sella Ronda’da kayarken öğle yemeği için Frara liftinin üstündeki Jimmi Hütte iyi bir seçenek.

Yurtdışının gurme kayak merkezleri

class=’cf’>

Dağa inşa edilmiş ilk bar
KITZBÜHEL – AVUSTURYA

Burası pist yakınına kurulu restoranlarıyla biliniyor. 1700 metre yükseklikte Hahnenkamm’ın üstündeki Restaurant Hochkitzbühel, dağa inşa edilmiş ilk bar. Yapımı, 1930’larda, teleferikten hemen sonra tamamlanmış. Yakın geçmişte modern İskandinav tarzında yenilenen restoran, eski büyüsünden hiçbir şey kaybetmemiş. Burada bauernsalat (köy salatası) ya da şnitzel gibi Avusturya klasiklerini deneyebilirsiniz.

Yurtdışının gurme kayak merkezleri

Yeni moda tatlar
VERBIER – İSVİÇRE

Fransızca konuşan Valais kantonundaki Verbier, dünyanın en sevilen lift bağlantılı kayak bölgelerinden birinin kalbi ve dört vadiyi birbirine bağlıyor. Gelelim yemeğe… Bu aralar röştiyi unutun, artık croute moda (tartiflette’e benziyor ama patates yerine şaraba batırılmış ekmek kullanılıyor). Hameau de Clambin köyünde yer alan Chez Dany yerel yemekler için ideal. Veysonnaz Vadisi’nde aynı adlı telesiyejin yanında, 100 yıllık bir ambardan dönüştürülmüş Restaurant les Chottes de iyi bir alternatif. 2457 metre yükseklikte, Les Gentianes ya da La Chaux pistlerinin dışındaki Cabane du Mont-Fort, manzarası kadar croûte au fromage gibi nefis klasikleriyle öğle yemeği molası için harika bir yer.

En rahat ettikleri yer Balat’tı! Michael Douglas, Catherine Zeta-Jones ve çocuklarıyla İstanbul turu…

Dünyanın gözü üstlerinde olan ve standartları çok yüksek insanları rahat ettirmek ve gezilerinden memnun ayrılmalarını sağlamak kolay şey değil. Onca yıl, onca insan; neler neler geçiyor gözümün önünden… Kişiler, mekânlar, tarihler değişiyor ama tekrarlayan, değişmeyen iki duygum var: Şaşkınlık ve hayranlık. Kaprislerinin tonuyla beni şaşırtanlar da oldu, mütevazı ve aşmış halleriyle hayran bırakanlar da…

Sanki İstanbul’da yaşıyor gibiler
Michael Douglas ve Catherine Zeta-Jones çifti, çocukları Dylan ve Carys ile aslında dünya turuna çıkmışlardı. Bir aydır
Botsvana’dan Hindistan’a, Mozambik’ten Tanzanya’ya kadar birçok yeri gezdiler ve noktayı İstanbul’da koydular. Tarihe, kültüre çok meraklı ve pozitif bir aile… Çocuklarını çok iyi yetiştirmişler. Oğulları Dylan tarih okuyor. Michael Douglas da Türkiye’yi yakından takip ediyor. Güncel gelişmelerin tümüne o kadar hâkim ki sohbet ederken sanki İstanbul’da yaşıyor diye düşündüm.
Türkiye’ye ilk gelişleri değil. Defalarca ziyaret etmişler. Seviyorlar bu toprakları. İstanbul’u, Antalya ve Bodrum’u gezmişler. Göbeklitepe ve Kapadokya’yı da çok merak ediyorlar; bir dahaki gelişleri için rotayı bu iki yere çizdiler. Catherine Zeta-Jones 20’li yaşlarında bir film çekimi için gelmiş ve bayılmış ülkemize. Ayağını da kesmemiş ondan sonra. Birlikte gezdiğimiz her adım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu topraklara bayılıyorlar!

En rahat ettikleri yer Balat’tı Michael Douglas, Catherine Zeta-Jones ve çocuklarıyla İstanbul turu...

Fener – Balat’ın tarihini anlattım
Onlar için İstanbul’un farklı yüzlerini görebilecekleri, hem şık restoranların hem ara sokakların hem çarşıların hem de sarayların atmosferini soluyabilecekleri bir program hazırladım. Rotamızda önce Fener-Balat sokakları vardı. Gezinin onlar için en rahat bölümü de burasıydı. Çünkü taktılar güneş gözlüklerini, kameralardan uzak, “Bir fotoğraf çektirelim mi” soruları olmadan keyifle dolaştılar. Eski evlerin arasından geçerken, Fener-Balat bölgesinin yüzyıllara meydan okuyan tarihini anlattım.
Üç büyük dinin ibadethanelerini ziyaret ettik. Onlardan biri Fener Rum Patrikhanesi’ydi. Patrikhane, İstanbul’un fethinden sonra Çarşamba semtindeki Pammakaristos Manastırı’na taşınmış. Sonra sırasıyla Fener Vlah Sarayı Kilisesi ve Ayvansaray Ayios Dimitrios Kilisesi’ne geçen Patrikhane, 1602’de şu anda bulunduğu Aziz George Kilisesi’ne yerleşmiş. Dünyadaki Rum Ortodoks cemaati tarafından ana kilise olarak kabul ediliyor. Bugünkü haline yeniden inşa edildiği 1720’de kavuşmuş.

Süleymaniye’ye hayran kaldılar
İstanbul’daki Bizans kiliselerinin en parlak dönemlerinde nasıl göründüğünün yansıması olan yapının en nadide parçaları arasında, 12. yüzyılda yapılan ve nadir bulunan Vaftizci Yahya’nın mozaik ikonuyla hemen yanındaki Panagia Pammakaristos’u tasvir eden mozaik ikon var. Dünyada benzerine az rastlanan bu iki mozaik ikon arasında, Hz. İsa’nın bağlanarak kırbaçlandığına inanılan sütun duruyor.
Bir diğer önemli noktamız Süleymaniye Camii oldu. Süleymaniye Camii, dıştan bakıldığında görkemli ve heybetli ama detaylarına inildiğinde sade bir yapı… Onlar da bu muhteşem mimariye hayran kaldı. Gezerken hem Mimar Sinan’dan hem de Süleymaniye’de taşlara işlenen detaylardan bahsettim. Yedi tepeli İstanbul’un üçüncü tepesinde yer alan camideki dört minare Kanuni’nin fetihten sonra tahta geçen dördüncü padişah olmasına atıf. 10 şerefeyse 10’uncu padişah oluşuna… Minareler avlunun dört köşesine yerleştirilmiş. İkisi 76 metre, diğer ikisi 56 metre yükseklikte. 50 metre yüksekliğindeki kubbeyle şehrin izdüşümünün yaratılmasına katkıda bulunmuş Sinan.

En rahat ettikleri yer Balat’tı Michael Douglas, Catherine Zeta-Jones ve çocuklarıyla İstanbul turu...

Küçük Kudüs: Kuzguncuk
Gezi, 1878’de yapılan, Kuzguncuk’un İcadiye Caddesi’ndeki Bet Yaakov Sinagogu’nda devam etti. Kuzguncuk’un olduğu bölge geçmişte Yahudiler tarafından ‘Kutsal topraklara gitmeden önceki son durak’ kabul edilmiş. Hatta yolculuğu bitiremeyen ve kutsal topraklara varamadan yaşamını yitirenler, buraya gömülmeyi vasiyet etmiş. 15’inci yüzyılda İspanya’dan kaçan Yahudiler yerleşmiş, 17’nci yüzyıla gelindiğinde artık bir Yahudi köyü halini almış. Belki de bu yüzden ‘Küçük Kudüs’ adı verilmiş.
Sinagog ziyaretinin ardından tekrar Avrupa Yakası’na döndük. Rotamızda Şerefiye Sarnıcı, Topkapı Sarayı, Mısır Çarşısı ve Ayasofya vardı. Teknede Boğaz’ın güzelliğine bir kez daha şahit oldular. Ayrılırken bana bıraktıkları zarif notta da teşekkürlerini iletmişler.

Ayasofya’nın büyüsüne kapıldılar
Douglas ailesiyle akşam saatlerinde Ayasofya’yı gezerek kapanışı yaptık. Zaten en çok etkilendikleri yer de bu eşsiz yapı oldu. Tasvirleri ve öykülerini anlatınca, ilgileri daha da arttı. Ayasofya için “Dünyanın en görkemli mimari yapılarından biri” dediler. Ayasofya gezimizin sonunda, İstanbul hep yanlarında olsun diye yeni kitabım ‘Havadan İstanbul’u hediye ettim. Yazıları anlamasalar da fotoğraflara hayran kaldılar. Şubat ayında kitabın İngilizcesinin çıkacağını söylediğimde ev adreslerini verip mutlaka okumak istediklerini söylediler. Haliyle İngilizce kitabın ilk gideceği yerlerden biri belli oldu.

KOAH nedir? KOAH hastalığı belirtileri nelerdir?

KOAH, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmasına karşın, kamuoyu tarafından yeterince bilinmeyen bir hastalıktır. KOAH’ın görülme sıklığı 40 yaş üstü yetişkinlerde %15-20’dir. Bir diğer deyişle toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Oysa 10 KOAH hastasının sadece biri doktora başvurmuş ve doğru tanı alabilmiştir. Bu durumda, ülkemizde bulunan 3-5 milyona yakın KOAH’lı hastanın sadece 300-500 bini kendisinde hastalık olduğunu bilmektedir.

KOAH tehlikeli bir hastalık mıdır?

Küresel Hastalık Yükü Çalışması verilerine göre, KOAH yılda 2.9 milyon ölüme neden olmaktadır. Günümüzde tüm dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm ölümlerin de %5.5’inden sorumludur. Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3. ölüm nedenidir ve bu ölümlerin %61.5’i KOAH nedeniyledir. Toplumun KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir.

KOAH neden olur? Kimlerde Görülür?

class=’cf’>

KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

KOAH’lı bir hastanın şikayetleri nelerdir?

KOAH’da en sık görülen yakınmalar nefes darlığı, öksürük ve balgam çıkarmadır. Sigara içen kişiler öksürük ve balgamı kanıksarlar ve bu nedenle doktora başvurmazlar. Nefes darlığı nedeniyle fizik aktivitede azalma ortaya çıkar. Eforda nefes darlığı çeken kişi, yol yürümek istemez, günlük işlerini azaltır, markete gitmeye çekinir ve zamanla evden çıkmamayı tercih eder hale gelir. Bu şekilde giderek artan fiziksel aktivite azalması, hastanın yaşam kalitesini bozarak hastalığın ilerlemesine neden olur, sakatlık ve ölüme yol açar.

Yirmi yıl boyunca izlenen KOAH’lı olgularda haftada iki saat ve daha fazla yürüyüş yapan hastalarda hem KOAH nedeniyle hastaneye başvurularda hem de bu hastalık nedeniyle ortaya çıkan ölüm oranlarında %30-40 azalma saptanmıştır. Bu nedenle, hem bu hastalığın önlenmesi hem de ilerlemesinin engellenmesinde ‘fiziksel aktivitenin arttırılması gerekmektedir.

KOAH tanısı nasıl konur ?

class=’cf’>

KOAH’ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan ve/veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekir.

KOAH’ın tedavisi mümkün müdür ?

KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır. Sigara bağımlılığı tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü sonuçlarının önlenmesinde önemli bir adımdır. Yeterli bir fiziksel aktivite için ağır egzersizlere gerek yoktur, haftanın çoğu günleri yapılan orta yoğunluktaki fiziksel aktivite yeterlidir. Herkesin yapabileceği bir aktivite olan yürüyüş, düzenli fiziksel aktivitenin sağladığı hemen tüm yararları sağlayabilmektedir.

Nefrolog nedir? Nefroloji hangi hastalıklara bakar?

Nefroloji böbrek hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik önemli bir alandır. Bu alandaki rahatsızlıkları nefrologlar tanılamaktadır.

Nefroloji, böbrek(ler)in normal işlevleri, böbreklerin doğuştan veya sonradan gelişen bozuklukları, böbrek ile ilgili sorunların tedavisi ve diyaliz veya böbrek nakli gibi böbrek yerine koyma tedavileri ile ilgilenen bir bilim dalının adıdır. Nefroloji ülkemizde İç Hastalıkları anabilim dalının bir yan dalı olarak faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla Ülkemizde nefrolog olabilmek için; altı yıllık temel tıp eğitimi, İç Hastalıkları alanında dört yıllık ihtisas eğitimi ve sonrasında Nefroloji alanında üç yıllık yan dal uzmanlık eğitiminin tamamlanmış olması gerekmektedir.

Nefrolojinin alanına giren hastalıklar şu şekildedir;

  • Akut böbrek hasarı (yetmezliği),
  • Kronik böbrek hastalığı (yetmezliği),
  • Glomeruler Hastalıklar; Nefrotik sendrom ve Nefritik sendrom ile idrardan kan gelmesi (hematüri), idrardan protein kaçağı (proteinüri) gibi patolojik idrar bulgularının değerlendirilmesi ve tanı-tedavisi,
  • Sıvı ve elektrolid bozuklukları
  • Asit-Baz dengesi bozuklukları
  • Tubulointerstisyel hastalıklar
  • Hipertansiyon
  • Diyabetik Nefropati
  • Sistemik hastalıkların böbrek tutulumu; lupus nefropatisi, amiloidoz, vs
  • Üriner sistem patolojileri; infeksiyon vs
  • Doğuştan veya sonradan gelişen kistik böbrek hastalıkları; polikistik böbrek hastalıkları, medüller kistik hastalık, vs.
  • Hemodiyaliz; hastanın hemodiyalize başlatılması, izlemi, yönetimi ve acil hemodiyaliz uygulanması
  • Periton diyalizi
  • Böbrek nakilli hastanın izlemi

Kaçış sendromu hastalığı nedir? Kaçış sendromu nasıl belirti verir?

Magazin basınında yer alan haberlerin ardından kaçış sendromu hastalığı hakkındaki araştırmalar da yoğunluk kazandı. İşte, kaçış sendromu hakkında merak edilenler…

Kılcal damarlarda bulunan sıvı ve elementlerin bilinmeyen bir sebeple damar dışına doğru difüzyonuna kaçış sendromu denir. Tansiyonun düşmesi ve ataklarla gelen hastalık, kanın yoğunlaşmasıyla birlikte protein, su ve minerallerin damarlardan sızması olarak tanımlanır. Kaçış sendromu, halsizlik ve yorgunluk gibi çok basit şikayetlere yol açtığı gibi, kriz ve şoklarla da gelişebiliyor. Ataklar kimi zaman ayda bir kez kendini gösterdiği gibi yıllar sonrada ortaya çıkabiliyor.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Cenal, hastalık hakkında şu bilgileri veriyor;

KAÇIŞ SENDROMU NEDEN OLUR?

Kaçış sendromunun neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak hastalığı tetikleyen bazı durumlar vardır. Bunların başında kemiklerin ağır hasar görmesi gelir. Bunun sebebi ise şudur. Ağır hasar gören kemiklerdeki dokuların kılcal damarlara geçip tıkanması çok zor bir ihtimal de olsa kaçış sendromunda gerçekleşmektedir.

class=’cf’>

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu hastalık, oldukça hızlı oluşan bir durumdur. Şöyle ki, olayın seyri kılcal damarlarda çok hızlı gerçekleşir. Hastanın bir anda tansiyonu düşmeye başlar ve şoka girer. Tam bu noktada müdahale edilmezse geri dönüşü zor durumlar ortaya çıkabilir. Çünkü dışarı çıkan sıvı, akciğer, kalp, karın zarı gibi vücudun belli bölgelerine ulaşır. Aynı zamanda kandaki albümin seviyesinin düşmesiyle birlikte kandaki yoğunluk artar, akıcılığı azalır. Kaçış sendromunu tetikleyen durumlar;

Kemoterapi,
Hantan virüsü,
Endokrin hastalıkları,
Bypass,
Hipotansiyon,
Böbrek yetmezliği.

BELİRTİLERİ NELER?

Kaçış sendromunun belirtileri daha çok panik atak bulgularıyla benzerlik gösterir. Taklitçi bir hastalık olduğundan teşhis edilmesi zordur. En yaygın semptomları ise şu şekildedir;

Damarlarda sıkışan sıvının yaptığı baskıya bağlı olarak şiddetli kas ağrıları,
Tıkanan damarlar sebebiyle beyne ulaşmayan sinir hücrelerine bağlı olarak hissedilen yorgunluk,
Karın ağrısı,
Baş dönmesi,
Mide bulantısı, kusma,
Vücutta şişkinlik,
Vücut ağırlığında artış,
Karın bölgesinde asit birikmesi,
Şok.

ENFEKSİYONLAR ZEMİN Mİ HAZIRLIYOR?

Kaçış sendromuna ilişkin yapılan araştırmalar hastalığın tam olarak neden ortaya çıktığını saptayamamıştır. Ancak konuyla ilgili birçok faktörün bu hastalığa zemin hazırladığı ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de hematolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlardır. Bunun yanı sıra lenfoma ve hemofagositik sendrom gibi sağlık problemleri ve bazı enfeksiyon hastalıkları da kaçış sendromuna neden olabilmektedir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

class=’cf’>

Teşhisi zor bir hastalık olan kaçış sendromunun tanısı, hastanın genel hikayesi ve klinik bulgular aracılığıyla konulur.

Yoğunlaşmış kan,
Düşük tansiyon,
Kandaki albümin düzeyi,
Sistolik kan basıncının 90 mmHg’nin altında olması,
Vücuttaki ödemler gibi parametrelere bakılır. Detaylı bir inceleme sonucunda hastalığın tanısını destekleyen sonuçlar çıkarsa kaçış sendromu teşhisi konulabilir.

TEDAVİSİ VAR MI?

Kaçış sendromunu tedavi edecek bir yöntem henüz geliştirilmemiştir. Uygulanan tedaviler daha çok hastalığın yol açtığı sorunları çözüme kavuşturmayı esas alır. Amaç, atakları kontrol altına almaktır. Bunun içinse astım, bronşit ve gribal enfeksiyon için kullanılan ilaçlar tercih edilir. Aynı şekilde tansiyonu kontrol altına alacak ilaçlardan destek alınır. Bu noktada hastaların sürekli tansiyon ölçümü yaptırması önemlidir. Bir diğer önlem ise hastalara alerji testi uygulamaktır. Amaç ise hastanın hassasiyet gösterdiği ve ataklara neden olabilecek unsurlardan kaçınmasını sağlamaktır.

Kuzey Yıldızı İlk Aşk 17. bölümde Yıldız korkuttu – Yeni bölüm fragmanı yayınlandı (Yıldız Yaşayacak mı?)

Kuzey Yıldızı İlk Aşk  yeni bölüm fragmanında; Yerde hareketsiz şekilde yatan Yıldız’ı bulan ve hastaneye yetiştiren Kuzey’in büyük bir vicdan azabı çektiği tanıtımda komaya giren Yıldız’a ne olacağı merakla bekleniyor. Aile üyelerinin Kuzey’i suçladığı anlar dikkat çekerken, yüzüğü Yıldız’ın eline takan Kuzey gözyaşlarına hakim olamıyor.

YILDIZ’A NE OLDU?

Kuzey Yıldızı İlk Aşk’ın 17.Bölümünde; Kuzey’in Yıldız’a testinin son aşaması olan bilmece tüm herkesin seferber olmasına neden oldu. Yıldız’ın bilmeceyi çözmesi aynı zamanda büyük bir felaketi de beraberinde getirdi. S

SON BÖLÜMDE NELER OLDU?

Kuzey, Yıldız’ı Çetinle birlikte gördüğünde deliye dönmüştür, bir açıklaması da yoktur. Kuzey, iyice delirir ama Yıldız’ın da asıl amacını anlatmaya niyeti yoktur. Onun için önemli olan tek şey Kuzey’in Şule’den kurtulmasıdır. Bunun için elinden gelen herşeyi yapmıştır artık yapılacak tek şey, beklemektir. Fakat bu bekleme süreci, Yıldız’ı fazlasıyla husursuz eder. Bir türlü Çetin’den beklediği hamle gemlemektedir.

Yıldız, tüm bu yaptıklarının boşuna olduğunu, dolandırıldığını düşünmeye başlamıştır. Her yerde Çetin’i aramaya başlar. Fakat Çetin de kendi planını devreye sokmuştur. Yıldız, herşeyden habersiz, Çetin’den gelecek haberi beklerken hiç beklemediği bir şey olur. Yıldız, bunu hiç hesaba katmamıştır.
Yıldız’ın Kuzey için verdiği sınavlar sadece bununla kalmaz. Yıldız, sonunda öyle bir sınav verecektir ki bu sınavın sonunda Kuzey, büyük bir vicdan azabıyla yüzleşecektir. Yıldız, Kuzey için herşeyini riske atacağını bir kez daha ispat etmiştir.

 

Oğuz Görceğiz Elmacı Güzel şarkısı ile O Ses Türkiye yarışmasına damga vurdu!

Jüri üyelerinin yarışmacıyı kendi taraflarına çekebilmek için ciddi bir efor sarf ettiği yarışmacı Beyazıt Öztürk’ü seçti.

44 yaşındaki Oğuz Görceğiz, aslen Kars Digorludur. 35 yıldır İzmir Menemen’de yaşamını sürdüren Oğuz Görceğiz, 22 yıldır sahnelerde yer alıyor.

Survivor 2020 ne zaman başlıyor?

‘Survivor 2020?’ ne zaman başlayacak sorusunun yanıtı, sevilen yarışma programının takipçileri tarafından sorgulanmaya devam eden konular arasında yer alıyor. Yakın zamanda başlayacak olan Survivor 2020’de heyecan yine dorukta olacak. İşte, konuya dair ayrıntılar…

SURVİVOR 2020 NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Survivor 2020 yarışmasının ne zaman başlayacağı Acun Ilıcalı tarafından yayınlanan Gel Konuşalım isimli programda açıklandı. Acun Ilıcalı katıldığı televizyon programında Survivor 2020’nin başlayacağı tarihin Şubat ayında olacağını duyurdu.

YARIŞMACILAR KİMLER?

2020 Şubat ayında başlayacak Survivor’un yeni sezonda yarışmacılar arasında ilk belli olan isim ise Ersin Korkut oldu. Yarışmanın formatı bu yıl Ünlüler-Gönüllüler olarak iki takım halinde oynanacak. Geçtiğimiz yıl Türkiye-Yunanistan olarak iki farklı ülke yarışmacılarının performans sergilediği programda bu yıl Ünlüler ve Gönüllüler yarışacak.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz yeni bölüm ne zaman yayınlanacak? İşte EDHO’nun yeni bölümü..

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi diğer tüm diziler gibi sezon arasına girmiş ve diğer kanallardaki dizilerin başlamasına rağmen Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ın başlamaması izleyicilerde merak uyandırmıştı. Dizinin başrol oyuncusu Oktay Kaynarca sosyal medya hesabından dizinin başlayacağı tarihi açıkladı.

Oktay Kaynarca’nın açıklaması şu şekilde;

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ın yeni bölümlerinin yayınlanmamasıyla ilgili, özleyip severek bekleyen ve haklı olarak serzenişte bulunan seyircilerimize ve sorularına cevaben; BİLİYORUZ MERAK VE SEVGİYLE HAFTALARDIR BEKLEDİĞİNİZ EŞKIYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ’A DÖRT HAFTA ARA VERİLDİ AMA BUNUN SEBEBİ BİZİM TATİL YAPMAMIZ, TATİL YAPMAK İSTEMEMİZ VS DEĞİL, BİZİM YANİ OYUNCULARININ İNSİYATİFİNDE GERÇEKLEŞEN BİR SÜREÇ DEĞİL, TAMAMEN SEZON ORTASINDA TELEVİZYONLARIN YAYIN POLİTİKALARIYLA İLGİLİ BİR SÜREÇTİR..YENİ BÖLÜM YAYIN TARİHİ OLAN 28 OCAK 2020 DE HER ZAMANKİ GİBİ ÇOK GÜZEL BİR BÖLÜMLE EKRANLARINIZDA OLACAK, ÇOK GÜZEL BİR SEZONU DAHA BERABER PAYLAŞACAĞIZ.. BİZ DE ÖZLEDİK, GÖRÜŞMEK ÜZERE

EŞKIYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ SON BÖLÜMDE NELER YAŞANDI?

class=’cf’>

Tufan, Cengiz ile yaptığı anlaşmanın sonucunda, Hızır’ın tuzağa çekilmesini sağlamış ve ilk kurşunu atarak savaşı başlatmıştır. İki düşman arasında yapılan pazarlığın, canına karşılık mermilerin yeri olduğunu anlayan Hızır, Tufan ile Cengiz’i birlikte bitirebilmek için bir plan hazırlar. Bu planda en etkili rol oynayacak kişi ise ailesini hiçe sayarak düşmanın tarafında saf tutan Melike Meftun olacaktır. Başlattığı savaşta daha fazla kayıp vermemek için kendine yandaş arayan Tufan, sokaklardaki adamlarından da birlik olmalarını ister. İlyas ve dostları düşmanlarının etrafında toplanmaya başlayacak bu adamlara, Çakırbeylilerin yanında olmak yerine karşısında durmanın nasıl sonuçlanacağını göstermekte gecikmez. Diğer taraftan Hızır da büyük lokma olarak gördüğü Cengiz’in peşinde olacaktır. Cengiz’i yok etmenin başına neler açacağını bilen Hızır, ardında hiçbir iz bırakmayacağı bir plan hazırlar. Çakırbeyliler, Tufan’ı kimsesizleştirecek olan bu hamlelerle tozu dumana katacaklardır. Çakırbeyli hanesinde ise heyecanlı bir bekleyiş vardır. Meryem’in döneceği haberi gelmiş ve her şeyin eskisinden daha iyi olacağına dair umutlar tekrar yeşertmiştir. Tüm ev ahalisinin mutlulukla karşıladığı bu habere en çok sevinen ise elbette ki Hızır olacaktır.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz yeni bölüm ne zaman yayınlanacak İşte EDHOnun yeni bölümü..